Sosyal medya iletileri

Pencerenin dibinde bir cırcır böceği var. Günlerdir gece boyu "eş ararken" ötüp beni deli ediyor. Sesleri çözümlememe yaramayan işitme cihazı, cırcırın sesini en şiddetli hâliyle beynime iletiyor. Yakınlarda çiftleşebileceği başka bir cırcır bulsam yemin ederim kendi ellerimle alıp getireceğim. Yeter ki sussun! Paylaş! (17.07.2018 23:37:19)
Isıtılmış yemeğin tadından pek hoşlanmam; lezzetinin değiştiğini iddia etmişimdir hep. Ateşte ısıtılmasına nazaran yemeğin lezzeti daha az değiştiği için mikrodalga fırını her kullanışımda mucidi Percy Spencer'ı saygıyla anarım. Demin Google'da eşelendim de hikâyesi de ilginç: Üretilmeye çalışılan radarın bir parçası ile uğraşırken cebinde duran cikletlerin eridiğini fark ediyor ve mevzu mikrodalganın icadına kadar varıyor. Paylaş! (12.07.2018 21:01:22)
Kuaföre her gittiğimde kalbim kırılıyor… Tamam, saçlarım çok gür, kabul ediyorum; ama böyle olması at tımar edilirken kullanılan plastik kaşağı ile saçlarımı tarama hakkını onlara vermiyor. Ühü ühü! :p Paylaş! (04.07.2018 21:23:42)
Uykularım perişan; rüyalarım şahane! Uykusuzluk ve bir yerlerimin açık kaldığından olacak ki rüyamda İbo'yu gördüm… Üstelik, "Allah, Allah, Allah, Allah bu nasıl sevmek?" şarkısını İngilizce söylüyordu. Vokalistler, "Gad, gad, gad, gad hav…" diye başladı. İbo, hatunların tavuk gibi "gıd gıd"ladığını duyunca onları durdurup melodi ve heceyi eşleştirerek başladı söylemeye: "May gad, may gad, may gad, may gad, haw tu laving diiizzz? Hav tu laving diiizzz, hav tu lafing diiizzz…" Paylaş! (25.06.2018 21:23:28)
Babam, alışveriş torbalarını bırakıp kendi evine gitti. Akşam yemeği için uğradığında usulca sordum: "Babo… Bilmeden bir kabahat mi işledim veya seni kırıp üzdüm mü?" Babam, "Ne alaka şimdi, bu da nereden çıktı?" dedi. Birkaç saat önce bıraktığı minicik kuru soğanlardan birini gösterip sordum: "Madem kızgın değilsin, beni neden yemek başına en az yedi soğan soymaya mahkûm ettin!" Paylaş! (20.06.2018 21:16:23)
Az önce tanımadığım birinin paylaşımındaa, vejeteryanlığın bir üst mertebesi olan ve süt, bal gibi hayvansal gıdaların da tüketilmediği veganlığın övüldüğünü gördüm. "%100 vegan" olduğunu iddia ediyordu; ama bence bu çok zor bir olasılık. Starbucks bile bir süre öncesine kadar ürettiği kahveye lezzeti arttırmak için böcek koyuyordu. Meyveli yoğurt, dondurma, hazır reçel, ruj gibi birçok üründe kullanılan kırmızı gıda boyasının ham maddesi ezilmiş karmin böceğiyken gel de inan "%100 vegan yaşamına". Paylaş! (11.06.2018 22:20:58)
ÖSYM bugün beni çok güldürdü… Pazartesi mail atıp TYT'de yeterli ek süre verilmesi ve soruların bilgisayara yüklenmesi talebimin akıbetini sordum. Yetkili, "Kabul edildi, ilgili evrak 7 Mayıs'ta postalanmış, kopyası da ekte" dedi. Aynı gün akşamüstü postacı da evrakı getirdi. Ancak ÖSYM, açtığım onca davadan bıkmış olacak ki, yeni bir dava olasılığına karşı riske girmeyip aynı evrakı APS ile ve iade taahhütlü tekrar yollamış… Daha önce dediğim gibi; "Kaybede kaybede öğrenecekler insana, insan gibi davranmayı".
Sanki öğreniyor da… Paylaş! (08.06.2018 21:06:19)
Kebap tariflerini eşeliyordum. Adana kebabı ustası bir adamın, tarifi verdikten sonra, "Beş yıl çıraklık, on yıl da kalfalık yaptıktan sonra usta olunur" demesini okuyunca güldüm. Asistanlığı bitirip uzman olmak için gün sayan doktor arkadaşıma linki yollayıp altına not düştüm: "Uzman olmak için on bir yıllık tıp eğitiminin çok uzun olduğundan mı yakınıyordun sen geçenlerde? Hipokrat'ın Adanalı olmayışına şükretmelisin!" Paylaş! (05.06.2018 21:18:40)
Radyoculuk yaptığım dönemde bir alışkanlığım vardı: İlk şarkı her zaman Barış Manço'dan olurdu. Bu sabah gözlerimi açtığımda, yıllardır sağır olmama rağmen konuşma yetimin bozulmasını önleyen, bilinçaltımın tepkisel olarak kendiliğinden oluşturduğu ve sürekli öten "kasetçalar", beni gülümseten bir Manço şarkısı çalmaya başladı zihnimde: "…kul Ahmet erken kalkar, haydi ya nasip derdi, kimseler anlamazdı, ya nasip ne demekti, herkes gömlek giyerken, Ahmet ceket giyerdi, konu komşuya dert oldu, kul Ahmet'in ceketi…" Paylaş! (02.06.2018 13:11:40)
Geçen gün uçakla bir yerlere gittim. Servis başlayınca hostes, "Bir şey ister misiniz?" diye sordu. Teşekkür edip istemediğimi söyledim. Hostes bu sefer "… ister misiniz?" dedi. "…" kısmını algılamama yetmedi duymayan kulaklarım. Ben de "Sağır duymaz, uydurur" deyişinden yola çıkıp parmağımla işitme cihazına birkaç kez tıkladıktan sonra mırıldandım: "Motorlar çok gürültü yapıyor… Kapatabilirseniz harika olur!" Paylaş! (21.05.2018 21:03:22)

Sayfa: 1/40