Sosyal medya iletileri Paylaş!

ޞapşallık mıdır, bilmem… Amma velakin kâseden kaşıkla yoğurt alıp semizotunun üstüne koymak yerine; aynı şekle sahip kâsedeki semizotunu, yoğurda koyduğumu üçüncü kaşıkta fark edebilmem hayli komik bence! Paylaş! (21.05.2020 20:50:11)
Telefonuma belli aralıklarla, "5 adet maskenizi Antalya eczanelerinden temin edebilirsiniz…" içerikli mesaj geliyor. O kadar uyuz oldum ki, en sonunda SMS'ye, "Hangi eczanede olduğunu söyleseniz de bilsek, beceriksiz olduğum için bir türlü bulamadım o eczaneyi" cevabını yolladım. Tabii o mesajı yazarken geri dönüş olmayacağını elbet biliyordum. Nihayetinde yapay zekâ sahibi kadar akıllıdır. Paylaş! (01.05.2020 22:30:13)
Hayatın, bazen anlamsız şeylere karşı gülümsetebilmesi ne kadar garip şey? Dışarıda deli gibi yağmur yağıyor. Gidip balkon kapısını açtım. Altı-yedi yaşındayken yaptığım gibi gözlerimi kapayıp yağmur sesine kulak verirken sırıtan bir suratla mırıldanmaya başladım: "Yağmur yağıyor, seller akıyor, Kıvırcık Murat camdan bakıyor." Paylaş! (05.03.2020 18:31:58)
Koliden aldığım son şişedeki su bitince eksiği musluk suyuyla tamamlasam iyiydi… Buzdolabından alıp takviye yaptığım suyu kaynatınca duyumsadığım kokuyu, "Su ısıtıcı yine kireçlendi herhâlde" diye yorumlamasam da iyiydi… Kahve fincanındaki suyu karıştırırken aynı şişe tipinde başka şeyleri de dolapta tuttuğumu hatırlasam çok iyi olurdu… Çünkü ayranlı fındıklı kahvenin tadı hiç mi hiç iyi değildi… Paylaş! (01.03.2020 16:49:21)
Lübnan bile Corona virüsünü tespit edebildi. Ya biz çıldırtıcı şansa sahip bir ülkeyiz ya tespiti yapacak cihazlarımız yok veya arızalı ya da halka bilgi verme konusunda İran'dan çok daha dürüst bir devletimiz var.
Unutulansa şu: En berbat panik, gerçeklerin saklanmasıyla başlar, gerçek olmayanın efsaneleştirilmesiyle büyür. Paylaş! (28.02.2020 00:05:14)
Kabuklu fındık yerken kırdığım son fındığın her seferinde çürümeye yüz tutmuş bir içinin olmasının bilimsel nedenlerini merak ediyorum! Paylaş! (20.02.2020 21:14:51)
Körlük komik şey… Bilgisayarda kod yazıyorum. Ama ekranın sağındaki karartı yazdığım kodların bulanık halini görmemi engelliyor. "Yine sadece fareyle tıklanarak kapatılabilen lanet bildirim pencereleri!" deyip onu öldürmek için oturumu kapattım. Ne var ki ölmedi… Bilgisayarı kapatıp açtım; namussuz, yine ölmedi! Benzer yöntemleri bir süre daha denedim… Karartının cenazesiyse elimi karartıya uzatıp bir gece önce ekranın üstünden sarkıtarak bıraktığım mikrofonlu kulaklığı oradan çekince kahkaha atarak toprağa verildi… Paylaş! (17.02.2020 21:06:38)
"Günde dört kahve içmek kilo almayı önlüyor!" başlıklı haberi okuyunca bir an duraksadım. Altıncı kahvemden bir yudum alıp göbeğimi kaşırken mırıldandım: "Zaten bugüne kadar ne ben bilimi ne de bilim beni anlayabildi…" Paylaş! (25.12.2019 16:22:22)
Amerikan polisiye/gerilim romanları bazen beni acayip güldürüyor. FBI veri tabanında, belli bir suç türünde son 40 yılda işlenen suçları görüyorlar ama aynı kitapta, şüpheli olarak aradıkları adamın beş yıl önce öldüğünü günler sonra ilgili eyaletten gelen faksla öğreniyorlar. Paylaş! (24.12.2019 21:33:58)

"Anne Neden Ben?"in İstanbul'a veda bölümünde kullandığım ve sözlerini bir türlü tam hatırlayamadığım; aynı zamanda o dönemde bulamadığım bir şarkı vardı. Dün gece buldum:
"Yüz yaşında bir çınarım ağlarım yanlızlığıma ben
Ağlarım tutamam gözyaşımı yana yana ağlarım
İstanbulda bir çınar kendi kendine sorar
Nerdeyim derede yeşil gülyüzlüm yedi tepeli şehrim
Gözlerim göremezki artık yüzünü güzelliğini
Bir yanın kirli güller içinde yoksulluk öbür yanın
İstanbulda bir çınar kendi kendine sorar
Nerdeyim derede yeşil gülyüzlüm y Paylaş! (22.12.2019 16:14:57)

Sayfa: 1/45